07
Eylül
Salı
Avrupa diken üstünde, Türkiye’de veriler iyi…
---

 

Yunanistan krizi etkisini kaybetmeden şimdi de gözler İspanya’ya çevrildi. ABD ve AB, İspanya’nın bankacılık sistemini kurtarırken dünya finans sistemini da regüle edecekler. Türkiye ise mali sistem ve makro değişkenler açısından avantajlı bir ülke olarak dikkat çekiyor.

Geçtiğimiz ay Avrupa’dan gelen veriler ekonominin gündemini belirledi. AB, 750 milyar Euro’luk pakete rağmen, özellikle İspanya endişesi ile diken üstünde. Çünkü İspanya hem AB için hem de dünya için çok önemli bir ekonomi. Latin Amerika ve İspanya ilişkisi de çok önemli. İspanya’nın bırakın düşmesini tökezlemesi bile, yalnız AB için bir sorun olmaz, krize yeni bir boyut katarak çok daha derin bir krizi tetikler. İşte bu endişe geçtiğimiz ay boyunca piyasaları diken üstünde tuttu. Haziran ayı sonunda yapılan G-20 toplantısında alınan önemli kararlara rağmen Avrupa piyasalarındaki endişe dinmiş değil. Aslında bu endişenin kısa vadede dinmesini bekleyemeyiz.

İspanya yardım istemediğini, işin içinden kendi imkânları ile çıkacağını söyleyedursun, giderek açığa çıkan borç krizini artık ABD de riske atmak istemiyor. Peki, bundan sonra ne olacak? Nouriel Roubini üniversite kürsüsünden İspanya batarsa felaket olur dedi, ama İspanya batarsa gerçekten ne olur; ya da sistem, İspanya’nın batmasına izin verir mi? İspanya batmayacak, AB ve ABD tarafından kurtarılacak; tabii aslında kurtarılan İspanya değil, AB banka sistemi olacak. Bir Dünya İstikrar Fonu’nun kurulması artık kaçınılmaz gibi gözüküyor. AB’nin 750 milyar Euro’luk fonu, Euro bölgesi GSYİH’nın yüzde 7’sine varmıyor. Sonuçta, İspanyol bankalarının aktiflerindeki sorunlu varlıklar satın alınacak ve İspanya yeni bir döneme başlayacak. Ama şunu söyleyebiliriz: İspanya’nın yönetimi artık G-20, AB ve ABD’nin elinde. ABD’de bu ay içinde kabul edilmesi beklenen mali reform, bankalara, büyüklükleri, aldıkları riskler ve yeniden yapılanmalarını gerektirecek birçok sınırlama getiriyor. Şimdi G-20 sonrası, bu düzenlemenin İspanya bankalarından başlayarak, AB ve tüm gelişmekte olan dünyaya yayılacağını ve çok geçmeden bunun bir Dünya Finansal İstikrar Örgütü’ne dönüşeceğini söyleyebiliriz. Sonuç olarak çok geçmeden karşımıza yeni bir banka sistemi çıkacak.

Öte yandan Türkiye hem mali sistem hem de makro değişkenler açısından en avantajlı ülke. Türkiye’nin göreceli olarak olumlu performans göstermesini sağlayan göstergelerin başında sağlam bankacılık sektörü gelmeye devam ediyor. Bütçe ve borçluluk oranları da giderek iyileşiyor. Sanayi üretimi ise artma eğiliminden AB krizi nedeniyle Mart ayı itibariyle bir kırılmaya geçti. Ancak yine de bir önceki yılın aynı ayına göre sanayide göreli bir iyileşme olduğunu ve siyasi istikrara bağlı olarak bu iyileşmenin devam edeceğini söyleyebiliriz.

Euro bölgesinde yaşanan zorluklara rağmen Türkiye OECD ülkeleri içinde krizden en hızlı çıkan ülkelerden biri. İlk çeyrek verileri milli gelirin yılın ilk çeyreğinde yüzde 10’un üzerinde bir hızla büyüdüğüne işaret ederken, açıklanan sanayi üretimi, yurt içi otomobil satışları, banka kredileri gibi veriler güçlü büyümenin ikinci çeyrekte de sürdüğünü gösteriyor.

Türkiye enflasyonu AB’ye yaklaşıyor

Mayıs ayı enflasyonunun beklentilerin altında gelmesi, faizlerin yukarı doğru hareketlenmesi beklentisini de kırdı. Yıllık 9,1 olan enflasyon oranı, bütün yaz ayı boyunca fazla yukarı doğru hareketlenmeyecek. Türkiye’nin enflasyon oranının yavaş yavaş AB ve ABD seviyesine geliyor.

İşlenmemiş gıda fiyatlarındaki oynaklık sayesinde 9 ay sonra yeniden eksi enflasyonla yüzleştik. Son bir yılda yüzde 12 yükselen işlenmemiş gıda fiyatlarının önümüzdeki dönemde gerilemeye devam etmesi, et ithalatına getirilen yeni düzenleme ile işlenmiş gıda fiyatlarındaki olumlu seyir ve bunları kira ile çekirdek enflasyonun desteklemesi, gerileyen enerji ve petrol fiyatları… Tüm bunlar yılın son çeyreğine kadar enflasyonun yüzde 9 seviyelerinde dolaşmasını sağlayabilir. Böylece ortalama enflasyon oranı grafikte görüldüğü gibi tek haneli sevilerde sabitlenecektir.

Yine yapısal sorunumuz dış ticaret açığı

Enflasyon düştüğü sürece Merkez Bankası da faizleri düşük tutmak zorunda kalacak. Merkez Bankası faizleri düşük tutarken, haftalık repo ihaleleriyle piyasaya daha fazla likidite verirken, borçlanma maliyetini de aşağıya çekmektedir. Merkez Bankası’ndan yüzde 7 ile borçlanabilen finansal kuruluşlar hazine ihalelerine yüzde 9 seviyelerinden teklif veriyor. Böylece hem bankalar hem de Merkez Bankası karlı duruma geliyor. Bu durum kredi vermek için mevduat toplama, öz kaynak artışında bulunma vb. etmenlerin yanında Merkez Bankası kaynaklarının da dolaylı olarak kullanılmasına imkân tanıyor, tüketim harcamalarının artmasına ve büyümenin devam etmesine olanak sağlıyor. Ancak büyümenin artmakta oluşu dış ticaret açığını yeniden gündeme getiriyor. Yandaki tablo bu durumu bize ayrıntılı olarak anlatıyor. Dış ticaret açığı büyümeyle birlikte yeniden artma eğilimine girerken Merkez Bankası’nın yukarıda işaret ettiğimiz düşük faizle borçlanma ve bankaları buradan besleme politikası piyasalarda göreli bir hareketlenme sağladı.

İşsizlik mevsimsel düşüşte

İşsizlik tüm dünyada krizle birlikte en önemli sorunlardan bir tanesi haline geldi. OECD ülkelerinde işsizlik artık en önemli ekonomik sorun. Aşağıdaki tabloda Euro bölgesinde işsizliğin yüzde 10 olarak kabul edilen kritik eşiğini aşmakta olduğunu görüyoruz. Bu tabloda artık her beş kişiden birinin işsiz olduğu İspanya yok. İşsizlik önümüzdeki dönem temel kriz verilerinden biri olarak karşımıza çıkacak ve OECD bölgesinde işsizlik artmaya devam edecek. Buna karşın Türkiye’de ise işsizliğin Mayıs itibariyle artma eğiliminden düşüşe girdiğini gözlemliyoruz. Tarım dışı istihdamın artmakta oluşu olumlu bir gelişme olarak gözlenmektedir. Mart 2010 itibariyle Türkiye’de işsizlik oranı yeniden 14’ün altına indi ve yüzde 13,7 olarak gerçekleşti. Bu oranın önümüzdeki dönemde belki birkaç puan daha inmesi muhtemel. Fakat bunun bazı ön şartları var. Öncelikli belirleyici tabii ki hükümetin uygulayacağı politikalar. Hükümet yaklaşan seçim çerçevesinde özellikle kamuda işçi alımlarına yönelik yeni önlemler alacağı ve mevsim etkisi ile tarımsal istihdam bir miktar artacağı için işsizliğin önümüzdeki çeyrekte bir iki puan daha azalması olası.

Önceki SayfaÖnceki Sayfa
Abone Olmak İçin Tıklayın
İCON PROFİL GÜNCEL SAYI
LİNKLER GEÇMİŞ SAYILAR
İLETİŞİM İLANLARINIZ İÇİN
KARİYER
 
TURKISHTIME | aylık iş ve ekonomi kültürü dergisi ile ilgili en güncel haberlerden ve gelişmelerden bilginiz olsun.
kayıt olmak istiyorum